CAM NEDİR? NE ZAMAN İCAT EDİLDİ?

Bir Defineci Başarılı Olmak İçin Jeolojinin Ele Aldığı Konuları Dikkate Almalıdır. Arazide Karşılaşabileceğimiz Kaya Çeşitlerini Öğrenirsek, Kapalı Bir Giriş ve Doğal Kaya Arasındaki Farkı Çok Daha Kolay Anlayabiliriz. Bu Foruma Paylaşımlarınızı Bekliyoruz...

Moderatörler: SeRHaT21, OzaN, MaTRaX, MustanG, SEYRANİ

Kullanıcı avatarı
AraşTIRmaCI
Mesajlar: 853
Kayıt: 26 May 2009, 22:08

CAM NEDİR? NE ZAMAN İCAT EDİLDİ?

Okunmamış mesaj gönderen AraşTIRmaCI » 02 Haz 2009, 11:10

MERHABA....HANİ TEK TEKE GİDİNCE ÖNÜNÜZE ÇIKAN O RENGARENK CAMLAR VARYA İŞTE ONLAR NE ZAMAN İCAT EDİLDİ...BUNU BU KÜÇÜK YAZI İLE GELİN BİLGİ SAHİBİ OLALIM..

Cam nedir? , nasıl üretilir?
Cam yapımının ilk basamağı doğru maddelerin uygun oranda bir araya getirilmesidir. Günlük hayatımızda karşımıza çıkan ve camın hammaddesini oluşturan maddeler, kum, soda ve kireçtir. Kum, cam yapımında ana malzemedir. Soda, düşük sıcaklıkta akıcı hale gelmesini sağlar. Kireçse, kimyasal etkilere dayanıklılığını artırır. Bir araya getirilen bu maddeler 15000C’deki fırınlarda eritme işlemine tabi tutulur.

İnsanoğlu volkanik cam veya obsidyen diye anılan doğal camı çok eski zamanlarda keşfetmiş ve bu doğal madeni işleyerek, bıçak, ok ucu, silah süsleme aracı ve mücevher olarak kullanmıştır.

Suni camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Romalı bir tarihçi olan Pliny, camı ilk olarak Finikeli denizcilerin bulduğuna işaret eder. Hikayeye göre denizciler, Suriye'nin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurarlar ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan soda blokları üzerine koyarlar. Ertesi gün uyandıklarında, ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu görürler.

Camın ilk olarak Mısırlılar ve Finikeliler tarafından İ.Ö. 2. yüzyılda üretildiği söylense de, Mezopotamya'da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi, İ.Ö. 3. yüzyıla dayanmaktadır. Cam eski zamanlarda çoğu kez kralların himayesinde ve krala bağlı olarak faaliyet gösteren atölyelerde veya zengin müşterilerin gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiştir. Bununla beraber, ilk günden beri değerli taşlara ve insan eliyle yapılmış madeni eşyalara alternatif olarak üretilmiş ve kullanılmıştır. Roma Dönemi'nden itibaren, hemen hemen tüm cam eşyaların üretiminde taş, maden ve seramik eşyalar taklit edilmiştir.

M.Ö 12000 ile M.Ö 4000 yılları arasında cam ilk kez dekoratif küçük boncuklar olarak kullanılıyordu. Doğu Akdeniz bölgesindeki ilk cam bulgularına, Antalya’nın Kaş ilçesi yakınlarında, İ.Ö. 2000 yılı civarında, bir ticaret gemisinin kargo bölümünde rastlanıyor.

M.Ö. 2500 yıllarında kullanım amaçlı cam objeler yapıldığını görüyoruz. M.Ö 1000 yıllarında ise Mısırlılar camı oldukça zaman alıcı ve zor bir işlemden geçirerek elde etmeye başlıyorlar. Bu yüzden de cam kıymetli eşya olarak görülüyor. M.Ö. 300 ve M.Ö 20 yıllarına gelindiğinde, bugün "Cam Üfleme Tekniği" dediğimiz teknik, Suriyeli cam ustaları tarafından kullanılmaya başlanıyor. 7. yüzyıldan itibaren Mısır'ın İskenderiye şehri cam yapım merkezi haline geliyor. Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başlıyor ve İstanbul'un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişiyor. İstanbul ve çevresinde birçok cam atölyesi kuruluyor. 14. yüzyılın başlarında Çubuklu yakınlarında kurulan Kristal Cam imalathanesinde Çeşm-i Bülbül adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlanıyor. 20. yüzyıla gelinceye kadar cam yapımında seri üretime geçilemiyor. Türkiye'de çağdaş anlamda ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe'de kuruluyor.

Cam yapımında bilinen en eski teknik iç kalıplama tekniğidir. Metal bir çubuğun ucundaki şekil verilmemiş kil kalıbın üzerine cam dökülüp yavaş yavaş soğutularak elde ediliyor, soğuma işleminden sonra kalıp çıkarılıyordu.
Kalıba döküm tekniğinde, önceden hazırlanmış kalıpların içine ya da dış kalıp üzerine camın dökülerek şekillendirilmesidir.
Üfleme tekniğinde, ortası boş, "pipo" adı verilen üfleme çubuklarıyla cama şekil veriliyordu. Eriyik sıvı halden katı hale kısa sürede geçeceği için piponun ucundaki cam, yine piponun yardımıyla avuç içinde hızlı bir şekilde döndürülerek şekillendirilmeye çalışılıyor. Yavaş yavaş pipo üflenerek cama şekil vermeye başlanıyor. Sap, kulp ve ayak gibi ekler yapılacaksa bu formu verecek olan parça eritilerek yapıştırılıp makasla kesiliyor. Aniden donup kırılmaması için soğutucu fırınlarına alınıyor. Bu teknik Suriyeli ustalar tarafından kullanılmaya başlanan ve günümüze kadar gelen bir tekniktir.

Kalıba üfleme tekniğinde ise cam üfleme tekniğinin keşfinden sonra kil, ahşap ya da metal kalıpların içine üfleme yapılarak kalıbın şeklini almasıyla elde ediliyordu. Böylece aynı formda objeler yapmak mümkün olmuştu.
..........THE LAST EXPLORERS............


http://www.definem.org Ana Sayfamızdaki Define İşaretlerimize Yorumlarınızı Bekliyoruz.

Lütfen Facebook Sayfamıza Katılarak ve Arkadaşlarınıza Önererek Destek Veriniz...

http://www.facebook.com/Definem.org

Kullanıcı avatarı
AraşTIRmaCI
Mesajlar: 853
Kayıt: 26 May 2009, 22:08

Re: CAM SANATININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Okunmamış mesaj gönderen AraşTIRmaCI » 02 Haz 2009, 11:17

CAM SANATININ TARİHSEL GELİŞİMİ

1. BRONZ ÇAĞ

Camın nasıl yapıldığı ve çeşitli dönemlerde hangi çeşit camların biçimlendirildiği hakkında çok az bilgimiz vardır42.
Cam yapımı büyük olasılıkla M.Ö.3. binin sonlarına bronz çağda keşfedilmiştir.Arkeolojik kanıtlar bu keşfin,Mezopotamya da meydana gelmiş olduğunu ortaya koymaktadır.Bu keşif hiç şüphesiz yöre boncuklarında,duvar fayanslarında,seramiklerde ve diğer nesnelerde kullanılmış cam gibi sır üretimi sonucunda ortaya çıkmıştır.Bu en erken dönemlerde cam, yarı değerli ve değerli taşlara altenatif olarak üretilmiştir.Cam her ne kadar bu dönemde silindir mühür çubuk, bazı küçük objelerin üretimlerinde kakma olarak kullanılmışsa da en çok boncuk üretiminde kullanılmıştır.Tüm erken dönemler boyunca, cam soğukken işlenmiş ve taşçılar tarafından kullanılan tekniklerle kesilmiştir.
Eski cam teknolojisinde, cam henüz sıcakken biçimlendirme aşamasına gelmeden önce, potada cam bloklar halinde parçaların hazırlandığı ve bunları kırıp, değişik işlemlerle çeşitli ürünler elde edildiği ileri sürülmektedir.Doğada hazır olarak bulunan cam blokların da kırılıp işlenerek biçimlendirildiği düşünülürse önceleri bir blok elde etmek bir amaç olarak benimsenmiş olabilir.
Cam vazo üretiminde en erken yöntem olan iç kalıp tekniği kullanılarak yapılan bilinen en eski tarihli cam vazo parçası Tell Açana (Alalah) kazılarında bulunmuştur.Bu en erken tarihli parçanın yanısıra, yine Alalahda İ.Ö. 15. yüzyıl ile İ.Ö. 13 yüzyıl arasındaki döneme tarihlenen tabakalar da ele geçmiş birçok cam vazo parçası bulunmaktadır.İç kalıp tekniğinde üretilmiş cam vazoların yanısıra, mozaik tekniği adı verilen bir diğer yöntemle yapılan cam vazolar İ.Ö. 2.bin camcılığında bir diğer grubu oluşturmaktadırlar.Hurri-Mitanni bölgesindeki Nuzi Tell El Rimah ve Assur ile Güney Mezopotamyadaki Dur Kurigalzu ile İran daki Marlik mozaik tekniğinde yapılmış cam vazo örneklerinin ele geçtiği merkezlerdir45.
Hititlerde cam yapımı için gerekli teorik bilgiye sahiptiler.Hititlerin askeri ve politik gücü gösteriyor ki en erken cam vazolar bölgesel üretimin üzerinde, oldukça fazla cam endüstrisi vardı.Boğazköy’de bulunan ve British müzesinde korunan çivi yazısı tablette cam yapımı için gerekli tarifler taşıdığı ortaya çıkmıştır.Anadoluda en erken cam boncuklar Boğazköyde bulunmuştur ve en erken İ.Ö. 700den sonraya Asya ticaret kolonileri dönemine tarihlenir.
Mezopotamyada üretilmiş cam eserler ve yapım teknikleri, çok kısa bir süre içerisinde Geç Bronz Çağ medeniyetini oluşturan diğer merkezlere ihraç edilmişlerdir.Bu merkezler içerisinde en önemlisi Mısırdır.Mısırlılar ağır ve kokusuz bir madde olarak camın doğal özelliklerinin tamamen farkındaydılar.
Mısır cam üretimi: boncuklar, bilezikler,muskalar, küçük parfüm ve yağ kapları, mobilya kaplaması olarak karşımıza çıkar.Mısırın cam yapımcıları genellikle mavi camı tercih ediyorlardı.(mavinin siyahımsı tonundan beyazımsı tonuna kadar kullanıyorlardı.)Diğer renkleri (beyaz,sarı,yeşil,kırmızı) daha çok cam süslemesinde kullanıyorlardı.Çok nadir durumda cam kaplar (boncuklar, muskalar ve bilezikler) tek renktedir.Bu kaplar farklı şekillerden ve desenlerden oluşmaktaydı.Bazıları küçük arlıklı zig-zag desenli, Bazıları da spiral ve karmaşık desenleydi.Böylece her biri farklı çekiçilik kazanmaktaydı.


2. DEMİR ÇAĞ

M.Ö.11.yüzyılda Akdenizin doğusu ve Asya nın batı bölgeleri karanlık bir dönemin etkisi altına girmiştir.bunun sonucu olarak ticarette gözlenen düşüş cam endüstrisini oldukça etkilemiştir.Elimizde erken çağa ait cam üretimini kanıtlayan kesin veriler bulunmamaktadır.Arkeolojik kayıtlar tamamen silinmemiş olmakla birlikte M.Ö.12. ve 8. yüzyıllar arasında cam oldukça az rastlanmaktadır.Fakat bu hiçbir zaman camın bu dönemde bilinmediği anlamına gelmemektedir.Hem çivi yazısı ile yazılmış Orta Babil tabletlerinde,Hem de Asur Ninivoh tabletlerinde konuyla ilgili bilgilere rastlanmaktadır.Camın ilk defa büyük ölçekte kullanımı Fenikede M.Ö. 1. binde Fildişinden yapılmış eşyalar üzerinde görülmektedir.Cam fildişi üzerine kakma yöntemi ile işlenmiş ve dekoratif amaçlarla kullanılmış çeşitli figürlerin ve çiçek desenlerinin detaylarını vurgulayabilmek ayrıca fildişine çok renkli bir görünüm vermek amacıyla kullanılmıştır.M.Ö.8.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmiş olan camlar hem renkli hem de mozaik cam kakmalardan oluşturmaktadırlar.
M.Ö.8 ve 7. yüzyıllarda cam kaplar tekrar yaygınlaşmaya başladı.Soğuk kesme, kalıba döküm ve iç kalıp tekniği devam eden eski tekniklerdir. Fakat kapların biçimleri ve üretim yerleri değişmektedir. İç kalıp teknikli vazolar,şekil ve dekorasyonlarındaki küçük değişikliklerle Hellenistik dönemin sonuna kadar kesintisiz olarak devam ederler. Bunlara Mezopotamyadan İspanyaya, Afrika kıyılarından Alplerin ötesine kadar çok geniş bir alanda rastlanmıştır. Bunların üretim yeri olasılıkla Fenike dir ve yayılımları bu ülkeyle yapılan ticaretin sonucudur. Deniz yeşili soğuk kesme camlar ve ya zamanın renksiz transparan camları Mısır’a özgü olmaktan çok,Asya karakterlidir. Bunların üretimi M.Ö. 7. yüzyıldan sonra da devam eder.
Anadolu&da da çeşitli kazlarda, iç kalıp tekniği ile üretilmiş cam kaplar bulunmuştur. Bu buluntu yerleri; Çanakkale- Elgios, Çanakkale Dardanos, Çanakklale- Salihler, Behranköy – Assos, Çandarlı, Çandarlı- Myrina, Menemen- Kyme, Uşak-Meonsa, İzmir- Notion ve Midas Yazılıkaya dır51.
İç kalıplama tekniği ile üretilmiş önemli miktarda alabastronlar ise Rhodosda bulunmuştur. Bu kapların Mezopotamya da üretilip daha sonra Rhodos;a ihraç edilmiş olmaları mümkün olduğu gibi Rhodos’a göç etmiş Mezopotamyalı ustalar tarafından üretilmiş olmaları da olasıdır. Fakat her durumda Rhodos, M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında iç kalp tekniği ile cam kaplar üreten önemli bir merkez haline gelmiştir.daha sonra bu cam sanatı Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde büyük olasılıkla buradan yayılmıştır. Şimdiye kadar incelenmiş olan Demir Çağa ait kaplar arasında gerek dekorasyon gerekse gerçek değer açısından en ilginç olan grubu kalıplama tekniği ile üretilmiş ve kesilmiş kaplar oluşturmaktadır. Bunlar Bronz Çağ kaplarında hem görünüş hem teknik açıdan belirgin bir şekilde ayrılırlar. Bu kaplar,kalıplama yöntemiyle ve en çok da balmumundan yapılmış ve ya balmumu sürülmüş tek parça bir dış kalıba eritilmiş camın dökülmesi anlamına gelen lost wax tekniği ile şekillendirilmişler, daha sonra taş üreticileri tarafından kullanılan taşlama, kesme,delme ve cilalama yöntemleriyle bitirilmişlerdir52.
Mezopotamya cam yapımında hep bir adım ileride olmuştur. Alabastronların yanı sıra yassı cam kaseler de üretmişlerdir. Bunlar büyük olasılıkla metal kalıplara dökülerek yapılıyordu. Cam kaplar genellikle metal kapları taklit ediyorlardı. Cam kapların kaideleri özenle düzleştiriliyor ve kabın iç kısmı zımparalanarak güzel bir görünüm oluşturulması sağlanıyordu. Bu cam kaplar Nemrutda üretiliyordu. Bunun iki nedeni vardı: birincisi, Assurnarsipal(M.Ö. 884-859)ın imparatorluğun başkentini Nemruta taşıması ikincisi de, bir çok cam yapımı kasenin Nemrutda bulunmuş olasıdır.


3.GEOMETRİK DÖNEM

Bu dönemde cam işçiliği yavaş bir şekilde yeniden büyümeye başladı.Yunanistan diğer bölgelerde cam kaplar nadir olarak rastlanıyordu.Yarı küresel şekildeki kalıba döküm kaseler İ.Ö. 9. yüzyılda ve erken İ.Ö. 7. yüzyılda görünmeye başlandı. Bu cam kapların pürüzlü dış yüzeyleri düzgün iç yüzeyleri kontrast oluşturmaktaydı..Bu yöntemle yapılmış cam kapların ağızları pürüzlü oluyordu.


4. KLASİK DÖNEM

M.Ö.6 ve 1. yüzyıllar arsında üretilmiş cam eserler arasında en büyük payı iç kalıplama yöntemi ile üretilmiş kaplar almaktadır.Bunlar çoğunlukla kokulu yağlar, merhemler, parfüm ve kozmetik ürünleri koymak için yapılmış küçük şişelerden oluşmaktadır.Bu cam kaplar biçim olarak yunan kaplarını özellikle taklit etmişlerdir.fakat parlak renkleri ve canlı motifleriyle cam şişeler her zaman ön planda olmuştur.Bu dönemde birbirini izleyen üç üretim dönemi saptanmıştır.Her dönemin yeni bir form grubu, süsleme motifleri, kulp biçimleri ve renk kombinasyonları vardır.Akdenizçevreleyen ülkelerde yaygın olarak gözlenmesine rağmen kesin üretim merkezleri henüz saptanamamıştır.Rhodos,Kıbrıs,Güney İtalya ve Fenikenin kıyı şeridi olası üretim merkezleri olarak düşünülsede özgün cam üreten birkaç merkezin varlığı daha gözükmektedir55.
M.Ö.6. yüzyıldan itibaren alabastron adı verilen küçük şişeler üretilmeye başlanmış ve bunlar Akdeniz’de olduğu gibi iç bölgelerde de çok miktarda yapıldığını kanıtlayan eserler ele geçmiştir.M.Ö. 5. yüzyılda balmumu tekniği kullanan yeni bir cam endüstrisi geliştirilmiştir.Bu yüzyıllarda modellerini dönemin maden eşyalarından esinlenerek taklit eden değişik biçimli eserlerin, lüks sofra takımlarının, süs ve takıların yapıldığı sanatsal değeri yüksek olan eserlerle karşılaşılmaktadır.Söz konusu döneme ait en önemli buluntu topluluğu Persopolis sarayının hazine binasından gelmektedir.Sarayda bulunan eşyaların büyük çoğunluğu kaya kristali taklit edilerek renksiz camdan yapılmıştır56.
Pers gümüş takımları ile arasındaki yakın benzerlikler bu endüstrinin nerede kurulmuş olursa olsun, Akamenid yöneticilerinin himayesinde faaliyet göstermiş olduğunu ortaya koymaktadır57.


5. HELLENİSTİK DÖNEM

Son zamanlarda hellenistik dönem cam tarihi hakkında önemli tartışmalar olmuştur.Bu karmaşık dönemde karşılaşılan problemlerin açıklanmasında son zamanlarda ele geçen kanıtların miktarı yeterli olmaktadır.Hellenistik dönemin günümüzle benzer birçok ortak yanı vardır.Hellenistik dönemde de iletişim hızlı bir şekilde yayılmış ve bunun doğal sonucu olarak kültürel bir alışveriş yaşanmıştır58.
Hellenistik dönemde cam üreten başlıca iki önemli merkez vardır.Bunlardan ilki Suriye sahil şeridinde bulunan şehirler (Fenike),diğeri ise Mısır Ptolema krallığının başşehri İskenderiye dir.Suriyede iç kalıplama tekniği ile üretilmiş geleneksel merhem şişelerinin üretimine M.Ö.1. yüzyıla kadar devam edilmiştir.Bunlara ek olarak yine kalıplama yöntemiyle oldukça çok sayıda kase üretilmiştir.Üretilen kaseler çoğunlukla çizgi ve yiv bezelidir.Daha geç dönemlerde ise yumrularla veya kısa kaburgalarla da bezenmişlerdir.İskenderiyede üretilmiş olan cam eserlerin ise daha gelişmiş bir teknikle üretilmiş ve daha zarif olduklarını görüyoruz.Bu dönem İskenderiylİ cam ustaları Mozaik üretebilecek ve iki cam tabaka arasına altından yapılmış bir levha (sandwich gold-glass)koyabilecek ustalığa ve bilgiye sahiptiler.Bu dönemden başlamak üzere camın gümüş yemek takımlarına karşı daha cazip ve renkli bir alternatif olarak daha çok tanınmaya önem kazanmaya başlamıştır59.
Anadolu da Hellenistik dönem boyunca camdan yapılmış skyphosların iyi tanındığı ve bu formların mezar armağanı olarak yaygın olduğunu İskenderun, Knidos ve Kyme örnekleri göstermektedir. .
Geç hellenistik dönem de kalıp yapımı kaseler iç kalıp tekniğinin yanısıra görülürler.Kaselerin bazı çeşitlerinde basit bir form üzerinde dekorasyon iç kısımlarındaki yivlerden (bazen dipte olur) oluşur.Bu süsleme İ.Ö. 1.yüzyılda çok yaygındır.Bu seride düz kaideli skyphoslar ve kantharoslar birlikte görülürler61.
Geç hellenistik dönemde çok önemli bir buluş olan cam üfleme tekniği, daha yeni bir buluş olmasına rağmen çok çabuk bir şekilde yaygınlaşmaya başladı62.

6. ROMA DÖNEMİ

İtalya, ingilter, Fransa, İspanya, Belçika, Balkanlar, Anadolu, Kuzey Afrika, Kıbrıs, Suriye, İskenderiye ve Roma imparatorluğunun içinde yer alan diğer yerleşim bölgelerinde M.Ö.1.yy ile M.S. 4.yy. arasında üretilen camlara Roma camları adı verilir.
Roma dönemi cam endüstrisi, Hellenistik dönem cam üreticilerinden alınan ilham ve tecrübe ile kurulmuştur.Yeni formlar, teknikler, renkler ve süslemeler ortaya çıkmıştır.Romalıların bu özelliğinden bu döneme ait az sayıdaki kaynaklarda da söz edilmektedir.Bunlardan belki de en çok bilineni ‘Trimalchio tarafından anlatılmış olan hikayedir.Bu hikaye; bir cam ustasının İmparator Tiberus a hediye ettiği kırılmaz cam kase ile ilgilidir.Kırılmaz camdan yapılmış bu kasenin bir başka özelliği de çarpma sonucu veya bir başka nedenle çöken veya çentiklenen kısımların bir çekiç yardımıyla eski haline döndürülmesidir.Bu buluşu nedeniyle kesin olarak ödüllendirileceğine inanan usta tam aksine kral tarafından idam ettirilmiştir.Kral bu sırrın öğrenilip yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla, altının tüm değerinin kaybedileceğinden kokmuştur.Bu hikaye camın M.S.1.yüzyıl başlarındaki önemini ve Romalıların konuyla ilgili yeni buluşlara ve deneyimlere ne kadar açık olduğunu göstermektedir.Romalılar camı yalnızca gündelik eşyaların üretiminde değil, aynı zamanda mozaik pano ve dış cephe kaplaması, gibi dekoratif amaçlarla da kullanmışlardır.
İ.Ö.1.yy.ın ortalarında üfleme camın kullanılmaya başlanması hem cam eser sayısında hem de cam atölyelerin artışında büyük etken olmuşlar, üfleme tekniği ile kısa sürede yapılan cam eserler seri üretimin yapılmasına olanak vermiştir. İskenderi’ye ve Suriye gibi cam endüstrisinin önemli merkezleri, yeni tekniğin kullanılmaya başlanmasından sonra da önemlerini korumaya devam etmişlerdir65.
Üfleme cam tekniği Roma dünyası için çok öneli bir buluştur.Cam üfleme tekniğinin bulunmuş olmasıyla hızlı ve daha çok üretimin sonucunda cam ucuzlaşmış ve herkesin ulaşabileceği bir eşya haline gelmiştir.Camın popüler olmasıyla sadece İtalyada değil aynı zamanda eyaletlerde de yayılmıştır66.
Bu buluşun kesin tarihi ve buluşa etken olan ortam hakkında hala kesin bilgiler mevcut değilse de çok sayıda ki bulgular özelliklede İsrail de bulunan buluntular, bu aşamanın M.Ö. 50 yılından çok kısa bir süre sonra , Suriye-Filistin yöresinde gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Bu tarih Roma gücünün Doğuda ve Anadoluda sağlamlaştığı yıllarda, aşagı yukarı aynı zamana rastlamaktadır.Daha sonra imparator Augustus döneminde (M.Ö.27-M.S. 14) Pax Roma nın kurulmuş olması hiç şüphesiz bu yeni tekniğin Roma imparatorluğunun har yanına yayılmasını kolaylaştırmıştır.
Romalılar uzun bir süre üfleme camdan yeşilimsi ve mavimsi renkleri kullanmışlardır.M.S. 1 yüzyılın sonlarına doğru mavimsi-yeşil camlar baskın hale gelerek günlük kullanım kapların en yaygın rengi olur.M.S. 1. yüzyıl camları Flaviuslar döneminde doruk noktasına ulaşmıştır.Renkli camların modası geçince genellikle açık gölgeli renkler moda olur.ve yeşilimsi ve sarımsı renkler moda olur68.
Erken Roma imparatorluk dönemi için tipik sayılan bir cam vazo yapım tekniği ise kalıba üfleme tekniğidir.İ.S. 25 yıllarında geliştirilmiş olan bu teknikle, vazoların yapımında taş, metal veya döküm cam eserlerin yapımından çok daha kolay, seri ve hızlı üretim sağlanabilmiştir.
Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı eyaletlerinde ise İ.S. 3. yüzyıllardan başlayarak görülen tipik cam formlarından biride küresel gövdeli sürahilerdir.Bunlar düz, kesme yada işlenmemiş ağız kenarlarına sahiptirler.Aleve tutularak yuvarlatılmış yada katlanmış ağız kenarlarına az da olsa rastlanmaktadır.Boyunları tepesi kesilmiş ters koni biçiminde gövdeleri küresel, dipleri çoğunlukla iç bükeydir70.
..........THE LAST EXPLORERS............


http://www.definem.org Ana Sayfamızdaki Define İşaretlerimize Yorumlarınızı Bekliyoruz.

Lütfen Facebook Sayfamıza Katılarak ve Arkadaşlarınıza Önererek Destek Veriniz...

http://www.facebook.com/Definem.org

Kullanıcı avatarı
AraşTIRmaCI
Mesajlar: 853
Kayıt: 26 May 2009, 22:08

Re: CAMA ŞEKİL VERME YÖNTEMLERİ

Okunmamış mesaj gönderen AraşTIRmaCI » 02 Haz 2009, 11:18

İÇ KALIP YÖNTEMİ

En erken cam biçimlendirme tekniği olan iç kalıp cam üfleme tekniği bulunmadan önce İ.Ö. 2.binin ortalarında ortaya çıkmıştır.İç kalıp tekniği ilk olarak içi boş cam objelerde ve vazolarda görülmüştür.İç kalıp tekniği en erken olarak Mezopotamya ve Mısır;da üretildiği biliniyor.Bunların dışında iç kalıp tekniğinin en erken görüldüğü yer Alalah (modern Antakya) dır.
Dünyanın bilinen en erken iç kalıp camı burada bulunmuştur.Yarı saydam mavi üzerine beyaz cam ipliği bezemeli bir Şişenin boynuna ait olan parça M.Ö. 16. yüzyılın sonlarına tarihlenir.
İç kalıp tekniği ile yapılan camların ilk yapıldığı yer ise son bilgilerin ışığında Mezopotamya olarak kabul edilmektedir.Mezopotamya da bu döneme ait tarihlenmiş tabakalardan gelen cam kaplar Alalah, Nuni, Assur, Tell-Al-Rimah ve Ur;da bulunmuş örneklerdir.Bunların biçimleri zamanın Mezopotamya çanak- çömleği formlarıyla parelel olup, daha geç devirde Mısır;da yapılmış olanlara çok fazla benzemezler.
Mezopotamya;da İ.Ö.7. ve 8.yüzyılda iç kalıp tekniği kısa bir dönem daha tekrar görünür ve daha sonra Suriye kıyılarında görülmeye başlanır.Bugün geç grupların üretim yerlerinin kesin olarak bilinememesinin nedeni Lebanon ve İsrail in batı kıyıları ile Fenike kıyıları boyunca ki yerleşimlerde cam atölyelerinin bulunamamasıdır.Karadeniz de, Rhodos;ta. Kıbrıs;ta ve başka yerlerde atölyelerin olduğu bilinmekte




BİNÇİÇEK YÖNTEMİ


Bu geniş terim altında çok renkli ve motifli parçalar yer alır.Bu nedenle Millefiori terimi kullanılır.İki yada daha fazla renk karıştırılarak mermer benzeri dekorlar yada benekler yapılır.Bazılarında eritilme sırasında önceden yapılmış cam çubuklar kullanılır.Çok renkli cam parçalardan oluşan bantlar ve kareler eritilerek yama işi yapılır31.
Cam çubukların ve renkli parçaların değişik kalıplarla, çeşitli olanaklar verdiği bu yöntemle çok etkili ve parlak camlar oluşturulmuştur.Teknik yönden çok kolay görünen binçiçek tekniğinin pek çok yan sorunu vardır.Çünkü kalıp içinde birleştirilip camlaşan bu karışımın, kulbun veya pürüzlenme tehlikesi vardır.Bu yüzden bitmiş ürünün bir anlamda, sıcak veya soğuk yolla parlatılması gerekmektedir32.
Mozaik camların kakma örnekleri Mezopotamya ve Mısır da M.Ö. 2. binde biliniyordu.Üretim merkezleri ise İskenderiyedir.M.Ö. 25;ten M.S. 2. yüzyıla kadar İtalyada da yapılıyorlardı.Mozaik camların bazıları çok pahalı ürünlerdir.İmparatorun sarayında ve masasında kullanırlar.M.S. 2. yüzyılda üretimi durur.Fakat basit biçimler yapılmaya devam eder.
Mozaik cam erken bir teknik olduğu halde hellenistik döneme kadar sıklıkla kullanılmıştır.Lüks cam vazolara bağlı olarak gelişmiştir.Hellenistik dönemde cam üretiminin erken dönemi ile ilgili kaynak azdır.Bu zamanda bu endüstrinin ana merkezi İskenderiyedir.Mozaik camlar İskenderiye üretiminin özelliğidir.İ.Ö.1.yüzyılda ürünler geniş bir şekilde ihraç ediliyordu.Augustus döneminde İtalya;da, Roma;da bu tür vazolara karşı artan beğeni ile atölyeler kurulm


KALIBA DÖKÜM YÖNTEMİ


Kalıba döküm yönteminde bir dış ve bir iç kalıp kullanılır.Dış kalıp içinde toz haline getirilmiş olan cam uzun süre ısıtılır.Cam hamur haline getirildikten sonra, üzeri iç kalıpla bastırılarak sıkıştırlır.Dış kalıpla iç kalıp arsındaki cam. Kalıplar sayesinde istenen biçimi alır35.
Bu yöntemin kullanılmasıyla üretilmiş olan ilk örnekler, çubuklardan elde edilmiş renkli ve ince cam parçalarının bir araya getirilmesi ile yapılmış mozaik cam kaplardır.Demir çağında tek renkli yarı şeffaf ve renksiz camların daha çok talep edilmesiyle birlikte açık kapların üretilmesi için daha kolay bir yöntem denenmiştir.Bu yöntem sıcak camın bir kalıp üzerine dökülmesidir.
Bununla birlikte genelde döküm iki parçalı bir kalıba yapılır.ilk önce ya erimiş cam ısıtılmış kalıba dökülür, ya da toz halindeki cam kalıbın içinde ısıtılır37.
Kalıba döküm yöntemi ile üretilmiş önemli bir yapıt halen Anadolu Medeniyetler Müzesinde bulunan açık sarı saydam cam hamurlu kasedir.İlk şeklini kalıpta aldıktan sonra kesme yöntemiyle, omphalos etrafındaki diskten çıkan 32 adet çiçek taç yaprağı, dönen kesme çarkla, belirtilmiştir.İ.Ö. 700 yıllarına tarihlenen Gordion kasesi bir tümülüste bulunmuş ve en erken tarihe ait olması nedeniyle önemlidir.



ÜFLEME YÖNTEMİ


Üfleme tekniği ilk olarak M.Ö.1.yüzyılın ortalarına doğru yakın doğuda Suriye-Filistin bölgesinde uygulanmıştır.Fakat bu teknikten tam olarak yararlanılması ancak, ortası boş, metal bir üfleme çubuğunun kullanılmaya başlanması gerçekleşmiştir.(olasılıkla M.Ö.1. yüzyılın son çeyreğinde)üfleme çubuğu ile havayla şişirme yönteminin birleşmesi, cam endüstrisinin devrim niteliği taşımaktadır. Bu yöntemin uygulanmaya başlanması ile daha kısa sürede, değişik biçimlerde ve daha ucuza cam üretilmeye başlanmıştır.
Özellikle, Suriyeli cam ustalarının bu tekniği Romaya götürmeleri sonrasında, ince çeperli hafif olan Roma camı ortaya çıkmış ve buradan diğer bölgelere yayılmıştır



A)SERBEST ÜFLEME

Serbest üfleme tekniğiyle cam yapımı için 1,5-2 m. uzunluğunda içi boş üfleme çubuğu ve erimiş cam hamuruna ihtiyaç vardır.Çubuk pota içine daldırılarak ucuna potadan cam eriği alınır ve döndürülerek üflenir.Cam eriği çubuğun ucundan üflenerek şişirildikçe mermer masa üzerinde yuvarlatılarak biçimlendirilir.Daha sonra üflenilerek döndürülen cam topağına elde ki diğer aletlerle istenilen biçim verilir.Şekillenen esere gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra keskin bir demir makasla kesilerek üfleme çubuğu üzerinden alınır.

B)KALIBA ÜFLEME

Bu teknik cam üfleme tekniğinin bulunmasından sonra, olasılıkla M.Ö. 1.yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleştirilmiştir.Yöntemin kullanılmaya başlanması ile kilden, metal veya ahşaptan daha önce yapılmış kalıplar kullanılarak belirli bir modelin kopyalarının üretilmesi mümkün olmuştur41.



b) DEKORASYON TEKNİKLERİ

Dekorasyon, cam üretiminin temel aşaması içinde (kaplama yada tabakalandırma, mozaik cam ve kalıpla yapılmış motifler), cam daha sıcakken yapılan ikinci uygulamalar sırasında (iplik ve küçük damlaların eklenmesi maşa ile kaburga, meme ucu ve çentiklerin yapılması ) ya da soğuduktan sonra (kesme ve boyama) gerçekleştirilir.

1.KAPLAMA YA DA TABAKALANDIRMA
Erken Roma döneminde İskenderi’ye ve İtalya endüstrisinde uygulanmıştır.Zor bir tekniktir.Bir ya da daha fazla tabakanın bir iç paraison (üfleme çubuğunun üzerine toplanan cam kütlesi için kullanılan bir camcı terimidir.) üzerinde tabakalar bir biri içine batmadan ustaca tutturulur.Bitkisel ya da figürlü rölyef dekora sahip cameo camlar bu teknikte yapılır.
Cameo tekniği, mücevher yapımında özellikle de pendant, gamma ve yüzük taşlarının yapımında çeşitli renklerdeki yarı-değerli taşların kullanımı ile ilk uygulama alanını Hellenistik dönemden başlayarak bulmuştur.Cameo tekniği, renkli taşların tabakalar halinde üst üste konması ve daha sonra en alttaki tabaka fon oluşturmak üzere üstekilerin kabartma biçiminde işlenmesi prensibine dayanır.Roma döneminde cam vazoların yapımına uyarlanan ve büyük ustalık ve çok ince çok ince bir işleme gerektiren cameo tekniğinin hiçbir zaman çok yaygın olmadığı belirtilmekte ve erken imparatorluk döneminde İ.Ö. 25 ile İ.Ö.50 yada 60 yılları arasında kısa bir süre içinde uygulama alanı bulduğu ve kısıtlı sayıda eserle temsil edildiği bilinmektedir.Ortalama 75 yıl yada en fazla 100 yıl süre ile üretilen bu son derece seçkin grubun, özellikle İtalyada yapımının gerçekleştirildiği düşünülmektedir.

2.KALIPLANMIŞ MOTİFLER
Roma dönemi öncesi ve Roma dönemi kalıba döküm camları süslemeye sahip değillerdir.Genellikle kalıptan alındıktan sonra kesme ya da bileme yöntemi ile çalışma tamamlanırdı.Kalıpla yapılmış süslemeler pişmiş toprak ve metal objelerle aynı kökenden gelir. Kalıba üfleme camlarda genellikle üfleme camlara uygun olan süslemeler yapılır. Bunlardan ilki kalıbın motife son şeklinin vermesi ikincisi silindir ya da diğer basit tipteki kalıbın üfleme işlemi sırasında alttan kullanılmasıdır.Böylece kalıp motif vazoyla birleşir.Metalden varyasyonlarında ilki motiflenmiş kalıba üfleme, diğeri düz kalıba üflemedir.Bu genellikle kaburga biçimde olan vazonun içteki ve dıştaki duvarında kabarık olarak görülmesine neden olur. Ve optik üfleme olarak adlandırılır.Kalıba üfleme motiflerin tüm çeşitleri cam yapımlarının periyotları boyunca tüm ülkelerde Roma döneminin sonlarına kadar görülür15.

3.CAM İPLİKLERİN VE KÜÇÜK DAMLALARIN EKLENMESİ
Bu metodun en erken uygulamaları XVIII. zamanında iç kalıp teknikli kaplar üzerindeki tarak içi ve noktalar biçimine getirilmesi ile görülür. İpliklerin eklenmesi iç kalıp camların normal dekorasyon metodu olarak Roma dönemine kadar kullanılmıştır.Hatta bu yöntem üfleme cam endüstrisine de uyarlanarak sürdürülmüştür. Aynı yöntem İskenderiye;de ki kalıba döküm endüstrisinde de uygulanmıştır.Bu Roma geç cam üfleme tekniğini kullanan ustaların büyük oranda kullandığı tekniktir.Çok sık cam ipliklerinin Suriye cam endüstrisinde ve M.S. 2. yüzyılda Colognede ki üretimlerde kullandıkları görülür. Bu teknikte düzenli uygulamalar yapmak güçtür16.
Cam ılıkken değişik renklerden cam iplikleri hazırlanır.Maşayla alınan cam iplikler ısıtıldıktan sonra cam kabın üzerine aynı doğrultuda yan yana yerleştirildikten sonra, ısıtılarak kaynaştırılır17.
Küçük damlaların uygulanması da üfleme çubuğu üzerindeyken yapılır.Tekrar ısıtıldıklarında bu ekler camın dış kısmıyla kaynaşırlar18.

4.CAMIN ALETLE İŞLENMESİ (CİMDİKLENME)
Cam eserin henüz sıcak durumdayken, kerpeten ve maşa gibi aletlerle biçimlendirilmesi işlemine çimdiklenme adı verilir.Sıcak durumda cam üzerine herhangibi bir nesneyle bastırılır veya yüzeyine dokunulursa çeşitli desenler elde edilir.Değişik formlu aletlerle içe doğru girintiler, yonca ağızlar emzikler ve kulplar yapılır19.
Cam ustaları bıcırgan ve kerpetenleri ağız kenarı, boyun ve kaideyi biçimlendirmek için kullanırlar.Bunlarla ve diğer aletlerle aynı zamanda dikey kaburgularda yapılır.kerpeten ve çentiklerle kısa kaburgalar oluştururlar.



5.CAM KESME
Cam kesme yöntemi eski çağlarda sıklıkla kullanılmış bir cam dekor yöntemidir.Bu yöntem çarkın cam üretiminde kullanılmaya başlamasından itibaren uygulanmıştır21. Antik ustalar taş vazolar ve objelerdeki benzer uygulamayı izlemişlerdir.Yüzük taşı kesicileri ve taş kesicileri bu işle uğraşanları Diatretarii olarak adlandırırlar. Petrie, El Amarnada XVIII sülaleye ait kesme dekorlu bir camdan bahseder, fakat bildiğimiz en erken kesme dekorlu örnek Ephesosta bulunmuş M.Ö.4. yüzyıla ait petallerle dekore edilmiş bir parçadır.Bu teknikteki figürlü sahneler M.Ö. 1.yüzyılın Cameo camlarından önceye tarihlenmez, figürlü sahneler Roma döneminde yaygınlaşır. Dekorasyon üç yöntemle yapılır :
1)Yüzeysel yada derin kesmeler çarkta, su ve zımpara yardımıyla yapılır.
2)Rölyef kesmeler çark yardımıyla yapılır.
3)Oymalar çakmaktaşı yada diğer aletler yardımıyla yapılır.

6.BOYAMA MİNE
Cam üzerindeki boyamanın en erken örneği Mısırda görülmektedir.Boyama Roma dönemine kadar cam için yaygın bir dekorasyon tekniği değildir.Cam boyama Roma sonrası dönemde doğuda devam eder.Fakat batıda kesme dekorasyonlu olduğu gibi devam etmemiştir.Roma dönemi camlarda mine tekniği ile boyama görülmüştür23.
Eser ortaya çıktıktan soğuduktan sonra, değişik renkli ince cam tozu ile kaplanır.Ve tekrar ısıtılarak mineli kap elde edilmiş olur.



c) CAM YAPIMINDA KULLANILAN ALETLER

Cam yapımcılarının aletleri genellikle basit bir görünüme sahiptir. Şekilleri ve görüntüleri erken zamanlardan itibaren çok az değişmiştir.Demirden üfleme çubuğu, demir çubuk yada pontil başlıca araçlarıdır.Bunlar cama sıcakken elle kolayca şekil vermek için kullanılır.Bu aletlerin parçaları Surrey ve Sussex’teki cam evlerinde bulunmuştu Bundan daha erkene tarihlenen buluntu yoktur .Kerpeten delik genişletme aleti ve dudağı biçimlendirmek için kullanılan çeşitli boydaki makaslar bu aletler arasındadır.Antik çağda cam vazoları şekillendirmek üzere kullanılan kalıplar kilden yapılıyordu.Belçikadaki bir cam evinde Roma dönemine ait bir kare şişe, oluklu şişe ve üzüm salkımı biçiminde şişe için hazırlanmış kil kalıplar bulunmuştur.Kil kalıplar Ortaçağda da kullanılmıştır. Daha sonraları bugünde kullanılan demir ve bakır kalıplar ortaya çıkmıştır.
Noble; cam ustasınıni kabn işlenmesi aşamasında camı tutmasına biçimlendirmesine yarayan uzun, metal çubuktur.Üfleme işleminden sonra, tabanına tutturulan noble yardımıyla kabın ağız kenarı, kulbu (kulpları) bezemesi tamamlanır.Noble çoğunlukla tabanda tutturulmuş olduğu noktada bir iz bırakır.Bununla birlikte tüm cam kapların tabanında noble izi yoktur.Çünkü bazı cam ustaların parlatma ve cilalama yöntemleriyle bu izleri yok etmiş olmalıdırlar.
..........THE LAST EXPLORERS............


http://www.definem.org Ana Sayfamızdaki Define İşaretlerimize Yorumlarınızı Bekliyoruz.

Lütfen Facebook Sayfamıza Katılarak ve Arkadaşlarınıza Önererek Destek Veriniz...

http://www.facebook.com/Definem.org

tonaz
PROFESYONEL
PROFESYONEL
Mesajlar: 73
Kayıt: 28 May 2009, 16:23

Re: CAM NEDİR? NE ZAMAN İCAT EDİLDİ?

Okunmamış mesaj gönderen tonaz » 02 Haz 2009, 11:22

emegine saglık araştırmacı kardeşim.

Cevapla

“JEOLOJİ” sayfasına dön