Jeolojik Zamanlar

Bir Defineci Başarılı Olmak İçin Jeolojinin Ele Aldığı Konuları Dikkate Almalıdır. Arazide Karşılaşabileceğimiz Kaya Çeşitlerini Öğrenirsek, Kapalı Bir Giriş ve Doğal Kaya Arasındaki Farkı Çok Daha Kolay Anlayabiliriz. Bu Foruma Paylaşımlarınızı Bekliyoruz...

Moderatörler: SeRHaT21, OzaN, MaTRaX, MustanG, SEYRANİ

Okan
Mesajlar: 909
Kayıt: 29 May 2009, 22:52

Jeolojik Zamanlar

Okunmamış mesaj gönderen Okan » 07 Haz 2009, 12:59

Jeolojik Zamanlar hakkında bilgi
Jeolojik Zamanlar Dünyanın yaratılışından bu yana geçen zaman. Bu konu ve dünyanın yaşı insanların en çok ilgi duyduğu konulardan birisi olmuştur. Eski müneccimler, yani o zamanın astronomları dünyanın yaşı için gezegenlerin sayısı kadar bin sene ve sadece yedi gezegen bilindiği için toplam 7000 sene demişlerdir. Tarihlerin çoğunda yazılı bulunan ve bazı din kitaplarına da geçmiş olan yedi bin sene, buradan gelmektedir. Bazıları burc sayısınca bin sene, yani 12.000 sene, bazıları da merid




Jeolojik Zamanlar Dünyanın yaratılışından bu yana geçen zaman. Bu konu ve dünyanın yaşı insanların en çok ilgi duyduğu konulardan birisi olmuştur. Eski müneccimler, yani o zamanın astronomları dünyanın yaşı için gezegenlerin sayısı kadar bin sene ve sadece yedi gezegen bilindiği için toplam 7000 sene demişlerdir. Tarihlerin çoğunda yazılı bulunan ve bazı din kitaplarına da geçmiş olan yedi bin sene, buradan gelmektedir. Bazıları burc sayısınca bin sene, yani 12.000 sene, bazıları da meridyen sayısınca bin sene, yani 360.000 sene demişlerdir. Endülüs alimlerinden Ebu Abdullah Kurtubi’nin Tezkire’sinden Abdülvehhab-ı Şarani’nin hülasa ettiği Muhtasar isimli kitapta ise, 360.000 x 360.000 = 129.600.000.000 sene olduğu yazılıdır. Bunların hepsi zandan öteye gitmemektedir. İdris aleyhisselamın; “Bizler peygamber olduğumuz halde, dünyanın yaşını bilemedik.” buyurduğu nakledilir.


Yirminci yüzyılın başlarında dünyanın yaşı, yer kabuğundaki erozyon ve tabakalaşmanın incelenmesiyle tahmin edilmeye çalışıldı. Bu çalışmalardan yaşın birkaç yüz milyon sene olduğu ileri sürülmüştü. Ancak, daha sonra 20. yüzyılda radyoaktivitenin keşfi, tabii izotopları incelenen kayaçların yaşının bulunmasına imkan sağladı. Kayaçlar, mineral topluluklarıdır. Tek bir mineralin çok sayıda birikmesinden veya çeşitli mineral ve taş parçacıklarının bir araya gelmesinden meydana gelirler. Kayaç terimi, “külte” olarak da kullanılmaktadır. Bu çalışmalardan dünyanın yaşının 4 milyar senenin üzerinde olduğu çıkarıldı. Dünyanın ömrünün son % 10’luk kısmındaki gelişmeler, fosiller incelenerek tahmin edilmesine rağmen, geri kalan kısım için radiyoaktif metotlara ihtiyaç vardır. Bu konuda uygulanan birkaç tür metod mevcuddur. Bunlardan “radyoaktiflik saati”denilen usul ile, yani pechblend filizinde şimdi mevcut olan kurşun ve uran maddelerinin miktarları nisbeti bulunup, bu kadar kurşunun şimdiki uran ile bu kurşuna tebeddül etmiş (dönüşmüş) bulunan uran miktarlarından teşekkülü için lazım olan zamanı Uran I’in bozunma sabitine göre hesab ederek Erd kabuğunun yaşını, yani dünyanın ömrünü 4,5 milyar sene olarak bulmaktadırlar. Bu bakımdan fen adamlarına göre günümüzde en geçerli tahmin olarak dünyanın yaşı, 4.500.000.000 yıl olarak kabul edilmektedir.

Güneş sisteminin oluşumu ve gelişimi konusunda çeşitli görüşler (hipotez ve teoriler) ileri sürülmüştür. Bunlardan birinde, dünyanın ve diğer gezegenlerle güneşin başlangıçta kozmik bir toz bulutu şeklinde bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu görüşün savunucularına göre, bu toz bulutlarının değişik zamanlarda bir araya gelmesiyle gezegenler ve güneş meydana gelmiştir. Muhtemelen dünya, kendi radyoaktif ısısının etkisi altında erimiş bir şekilde, günümüzdeki tabakalı duruma gelmiştir. Dış kabuğun içindeki çekirdekte bulunan kısım, erimiş durumunu hala korumaktadır. Meydana gelen değişiklikler sonucunda, zengin silisyumlu kabuk tabakası ile ağır metalleri ihtiva eden çekirdek kısmı meydana gelmiştir. Ortaya çıkan bu kuvvetler arzda sürekli olarak değişiklikler meydana getirmiştir. Bazan deniz olan kısımlar dağ şekline dönüşmüştür. Bu değişikliklerden, dağların üst kısımlarında deniz hayvanı fosillerinin bulunması ile buraların bir zamanlar deniz olduğu neticesine varılabilir. Yer kabuğunun tabakalanma şeklinden hareketle en üst katın en son meydana gelen kat olduğu kabul edilerek, jeolojide “üst üste gelme” anlamını taşıyan “Süperpozisyon kanunu” ortaya konuldu. Yapılan çalışmalardan her katın kendine has özelliklere sahip fosilleri ihtiva ettiği tesbit edildi. Benzer fosilleri ihtiva eden karalar, aynı jeolojik zamanda meydana gelmiş tabakalar olarak kabul edildi.

Hutton’un Dünya Teorisi

Jeolojik zamanlarla ilgili modern fikirlere en yakın olanı İskoçyalı Fizikçi Hutton (1726-1797) tarafından ileri sürülmüş, jeolojik değişmelerin peryodik olarak devamlı olduğu kabul edilmiştir.

Hutton’un incelemelerinden kayaçların atmosfer tesiri ile yavaş yavaş eridiği ve sularla taşınarak deniz yataklarında yeni kara katmanları meydana getirdiği anlaşıldı. Kat kalınlığı arttıkça basınçla ve ısıyla bu katlar içinde yeni minareller ve yapılar hasıl olduğu ileri sürüldü. Neticede yeniden granit ve kayaçlar meydana gelerek, yeni peryod başlangıcına gelindiği söylenmiştir. Hutton, inceleme yaptığı İskoçya Arran Adasında bazı granit parçalarının tortu kayaçlardan daha genç olduğunu tesbit etmiştir.

Hutton aynı zamanda değişik katlardaki kayaçların birbiri ile bağlantısı olmadığını da buldu. Deniz yataklarında biriken tortularda eski ve yeni kara materyalinin karışık yer alması, dünya kabuğunun hareketi ile zamanla daha yaşlı kayaçların genç kayaçlar üzerinde yer aldığının anlaşılması, dünya kabuk katmanlarının jeolojik sırasının tesbitinin ne kadar zor olduğunu meydana çıkardı.

Jeolojik zaman sırasının bulunmasında jeolojistler bazı ipuçlarından harekete başlarlar. Bunlardan biri tortular üzerinde rüzgar, su dalgası ve akıntıların meydana getirdiği izlerdir. Tortular içine gömülen hayvan organ parçalarının bir kısmının hala yumuşak, bir kısmının ise sertleşmiş olması yüzeyde ne olduğunu anlatabilir.

Jeolojik Zaman Sıralama Tablosu

Yerkürenin tarihi, kültelerin tabakalaşma durumları, yaşları ve ihtiva ettikleri fosillerin özellikleri dikkate alınarak dört büyük jeolojik zamana ayrılmıştır. Bunlar aşağıdan yukarıya doğru: 1. zaman, 2. zaman, 3. zaman ve 4. zamandır. Bu dört zaman; yer kabuğunu teşkil eden ilk fosilli tabakalardan günümüze kadar geçen zaman peryodunu kapsar. Bu dört zamandan başka bir de bu zaman yerlerine temel vazifesi gören yer kabuğunun gerçek fosil ihtiva etmeyen en eski tabakaların teşekkül ettiği dönem olarak kabul edilen zaman vardır ki, bu ilk zamana “Azoik” veya “Anterkambrian” adı verilir. Bu duruma göre yerküremizin tarihi beş büyük zamana, her jeolojik zaman da kendi içinde devirlere, devrelere ve çağlara bölünür. Günümüz jeolojistlerinin bir çoğu 1. zamandan önceki ilk zaman dönemini, “Proterozoik” ve “Arkeozoik” olmak üzere iki zaman birimine ayırırlar. Bunlara göre de dünyanın jeolojik tarihi altı zamana ayrılır. Süperpozisyon kanunu ve kayaçlarda bulunan fosillerden yer kabuğu katlarının oluş sırası tesbit edilmesiyle, jeolojik zaman sıralaması bir tablo haline getirilmiştir. Bu yöndeki çalışmalar ilk jeolojik zamanın hiç fosil ihtiva etmeyen Arkeozoik zaman olduğunu ortaya koymuştur. İlk fosil Proterozoik zamanla başlar.

Fosil taşıyan tabakaların radyoaktif saat metoduyla incelenmesinden, yeryüzünde iki milyar yıl öncesine kadar hayatın bulunmadığı ortaya çıkarılmıştır. Hayatın ilk izleri en fazla iki milyar yaşındadır. İlk gerçek fosiller kuzey Amerika’da Süperior Gölü kıyısında Prekambriyen devrine ait 2 milyar yıl yaşındaki Guntflint kayaçlarında bulunan Guntflint bitki fosilleridir. Bu fosiller mavi-yeşil alg ve bakterilerden meydana gelmişti.

Jeolojik zamanlar, bazı özelliklerine göre isimlendirilmişlerdir. 1. zamana eski hayvanlar zamanı anlamında “Paleozoik”, 2. zamana orta hayvnlar zamanı anlamında “Mesozoik”, 3. zamana yeni hayvanlar zamanı anlamında “Neozoik” ve 4. zamana da insanı ihtiva eden zaman anlamında “Antropozoik” zaman adı verilmiştir.
OrTAmıN bİtTİği YeRDe BiZ BaşlARIz TarZImıZ içİN ÖlüR ŞekLİmİZ İçiN YaŞArıZ..



ANGARALI
Mesajlar: 915
Kayıt: 28 May 2009, 21:14

Re: Jeolojik Zamanlar

Okunmamış mesaj gönderen ANGARALI » 15 Tem 2009, 16:18

COK SAOL HOCAM BİRE BEN ESPİRİ KATAYIM ZAMANIN JEO FİZİKCİS,İ DÜNANIN YAŞINI EN YAKLAŞIK NASRETTİN HOCA BİLMİŞTİR.. SORMUSLAR YILDIZLARIN SAYISINI VE DÜNYANIN YAŞINI: EŞEĞİMİN ÜZERİNDE NE KADAR KIL VARSA O KADAR DEMİŞ.
ANKARADA 1500 İLE 2000 YILLIK HUN İZLERİ BULUNDU




http://www.definem.org Ana Sayfamızdaki Define İşaretlerimize Yorumlarınızı Bekliyoruz.

Cevapla

“JEOLOJİ” sayfasına dön